Televizyon kelimesi grekçe Tele=Uzak ve Latince Vidi=Görme kelimelerinin birleştirilmesi ile yapılmış olup,Uzaktan görme anlamındadır. Bu terim ilk defa 1900 yılında Constantine Perski tarafından ortaya atılmıştır. Bu ad halen hemen hemen bütün dillerde ufak tefek farklarla aynıdır.

Bu sistemin ilk temelini Almanya’da Paul Nipkov elektrikli teleskop’la atmıştır.  Bu cihaz foto sel ve diskler yardımıyla çalıştırılmıştır. Sonrasında İskoç John Logia Baird tarafından geliştirilerek ilk yayın başarılmıştır.

Bu günkü televizyonun ise ilkini ikonoskop adıyla 1923’de Vladimir Rosma Zworkyin kamera tüpünü geliştirerek yapmıştır. 1933 yılında RCA tarafında üretimine başlanmıştır.

Türkiye’de ise ilk televizyon yayınları 1952 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi,Elektrik fakültesi yüksek frekans tekniği kürsüsünde,o zamanlar asistan olan Prof.Dr.Adnan Ataman ve Prof. Dr. Mustafa Santur tarafından başlatılmıştır.

Tv vericisi ve anteni İ.T.Ü’de yapılmıştır.

İlk başlarda eğlence ve haber amaçlı yapılan bu cihazlar sonrasında insanın göremediği yerlere ulaşmasını,düşüncelerinin ufkuna genişletmesine yaramıştır. Sonrasında tv‘ lere eklenen uydular, oyun konsolları, video oynatıcılar , inter net vb. eklemelerin ışığında televizyon’ nun sınırları inanılmaz bir şekilde gelişmiştir.

Dijital teknolojinin tv’ ler de kullanılması ile ilgili çalışmalar 1980 ‘ler de başlamıştır. 1990 ‘la ra gelindiğinde yayınlar başladı. Tv ‘ler de  bu şekilde yeni gelişmeler kaçınılmaz oldu. Yüksek tanımlı (HD)  tv’ ler elektro marketlerde yerini almıştır.

Tv’ de esas mesaj görüntüdür. Girişler kamerayla çıkışlar ise evlerimizdeki tv’ lerimizle olur.  Kamera aracılığı alınan ses ve görüntüler radyo linkler (mikro dalgalarla çalışan verici alıcılarla) veya uydu aracılığıyla iletilir. Video ve ses sinyallerinin yararlanabileceğimiz şekilde dağıtılmasına Tv Broadcast (tv yayını) denir. Tv yayınları bizlere karasal yayın,uydu yayını,kablolu tv yayını, internet aracılı ile  olur .Birde tv’ lerimizde ve uydu alıcılarımızın kılavuzlarında yazan ama anlamlarını tam olarak çözemediğimiz kavramlar vardır.

Birazda bunları çözelim;

Bandwith: Frekans: Bant genişliği

Blanking:  Karartma. Video sinyalinde görüntünün iletilemediği ve resim tüpünün elektron hüzme sinin geri dönüşü için karartıldığı süre.

Ccd (charge coupled device): Yük bağlaş malı aygıt.

Coaxial  Cable: Eş eksenli kablo. Aralarında yalıtkan bulunan iç içe iki iletkenden oluşan kablo.

Compability: Uyumluluk. Yeni bir yayın sisteminin eski alıcılar tarafından alınabilmesi.

Common interface: Ortak arayüz. Değişik şifreleme sistemleri tarafından kullanılan kartlarla şifreleri çözebilme.

Component video: bileşenli video yani renk ve ışık sinyaler inin kod lanmadan ayrı ayrı iletildiği video işareti.

Composite video: bileşik video. Renk ve ışık sinyallerinin kodlanarak beraber iletildiği video işareti.

Liquid crystal:sıvı kristal . Uygulanan gerilime bağlı olarak ışığının polarizasyonunu değiştirerek görüntü oluşturan gösterge elemanı.

Noise: gürültü

Pixel: benek görüntüdeki noktalardan biri

Progressive scanning: ardışıl tarama.

Svideo: Renk ve aydınlık işaretlerinin Cr, Cb ,Y olarak ayrı ayrı bulunduğu video işareti.

Virtual reality: sanal gerçeklik. Gerçeğe en yakın üç boyutlu görüntü ve ses sistemi.

To top